St.Martin

20 Mart 2018
CortinaST.Martin

Nereden baksanız küçücük bir ada ama üzerinde iki ülke var. Hollandalılar yönettikleri kısma Sint Maarten, Fransızlar ise kendi taraflarına Saint Martin diyor. Kullanılan lisanın Flemenkçe ve Fransızca olduğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Her ikisi de kendi bölümlerinde yasal dil olabilir ancak kullanılan dil İngilizce. Toplamı 100 kilometrekareden küçük. Fransızlar biraz daha büyük parçayı almışlar ve St. Martin AB üyesi. St. Maarten ise değil.

Yerli halkı Arawaklar ve Kalinagolar. 1493 senesinde yine Kristof Kolomb girmiş devreye ve adayı eski kıta ile tanıştırmış. İspanya, Fransa ve Hollanda tarihin farklı dönemlerinde adayı yönetmiş ve nimetlerinden yararlanmışlar. 1648’de Fransa ve Hollanda adayı ikiye bölüp yönetme konusunda anlaşmışlar. Her iki taraf da Avrupa kültürünün temsilcileri olmakla birlikte farklı zevklere hitap ediyorlar. Sint Maarten daha çok eğlencesi, gece hayatı ve kumarhaneleri ile tanınıyor. Saint Martin ise alışveriş tutkunları ile Fransız ve Hint mutfağı ile de gurmelere hitap ediyor. Fransız tarafının plajları da çok meşhur, bazılarında çıplak denize girilmesine kimse karışmıyor. Nerede konaklayacağınıza karar verirken ilgi alanlarınızı göz önünde bulundurun. Adanın sezonu Aralık ve Nisan arasında.
 

ST.Martin

St.Martin

Adayı keşfetmenin en zevkli yolu araba kiralamak ve çevresinde bir tur atmak. Öte yandan yoğun bir trafikle karşılaşma ihtimaliniz olduğunu da unutmayın. Dura kalka yaklaşık bir gününüzü alıyor. Gerçekten çok güzel bir manzara eşliğinde süreceksiniz arabanızı. Ancak gözünüzü sadece yeşile çevirmeyin, eğer hava koşulları müsaitse Anguilla, Saba, St. Kitts gibi adalar da görüş sahanıza girecek.

Gelmeden önce tablo gibi bir manzara, dibi görünen tertemiz kristal bir deniz, pudra kıvamında kumsallar mı hayal ettiniz? Hayal kırıklığı da ne kelime daha fazlasını bulacaksınız. İnsanların beynindeki klasik Karayipler plajlarına hoşgeldiniz. Hollanda tarafında yani St. Maarten’de Cupecoy Bay ve Down Beach en çok tercih edilenlerden. Fransa sınırına çok yakın olan Cupecoy sırtını dayadığı kayalar ve mağaralar ile görkemli bir görünüşe de sahip. Çekim alanı olmasının bir nedeni de gelenlere sunduğu eğlenme imkanları. Yine de eğlencede sınır tanımak istemeyenlerdenseniz seçiminiz Maho olmalı. St. Maarten’in en iyi ve en eğlenceli plajı olduğu fikrinde birleşenler çok. Mullet Bay de turistlerin beğenisini kazanmış durumda, özellikle şnorkelle yüzmek isteyenlerin tercihi. St. Martin’de Orient Bay daha çok “eller havaya” bir ortam sunarken bazı zamanlarda çıplak denize girmek isteyenlere de olanak sağlıyor. Orient Plajı'na gelmek fazladan iki seçenek daha sunuyor size. St. Martin’in belediye başkanının tepede yeşillikler içine saklanmış ikametgahını görebilirsiniz. Burası aynı zamanda doğal koruma alanı içine alınmış. Teknelerle Pinel Adası’na gitmek de bir diğer seçenek. Adada yaşayan yok ancak güneşlenmek, yüzmek, piknik yapmak ve biraz da kafa dinlemek için ideal.

ST.Martin

St.Martin

Friar’s Bay daha çok ailece eğlenmek isteyenlere göre. İster Hollanda ister Fransız tarafında olun denizin ve plajların size sunduğu birçok imkan var; yüzebilir, dip dalabilir, şnorkel kullanabilir ya da su kayağı yapabilirsiniz. İlginizi çeken sporu hangi plajda daha iyi yapabileceğiniz, denizanası sezonu olup olmadığı gibi detayları otelinizden öğrendikten sonra seçiminizi yapmanızı öneririm.

St. Martin

Marigot: Fransız tarafının başkenti. Zaten alışveriş mekanları, zarif kafeleri ile kendinizi Avrupai bir atmosferde buluyorsunuz. Bir zamanlar ekonomisinin belkemiği şeker kamışıymış. Bu sayede iyice zenginleşip gelişen bu küçük kent başkent unvanına da kavuşmuş. Tüm devlet binaları burada. Eğer tutkularınız arasında alışveriş de varsa yönelmeniz gereken en doğru adreslerin başında marina, Rue de la République ve Rue de la Liberte geliyor. Marina daha modern bir ortam sunuyor. Öte yandan diğer iki caddede hem alışveriş yapabilir hem de 19. yüzyıl mimarisinin yarattığı atmosferi soluyabilirsiniz. 18. yüzyıla ait bir kalenin kalıntılarının eteklerinde kurulan yerel pazarı kaçırmayın.

ST.Martin

St.Martin

Yalnızca 425 metrelik bir boyu var ama adanın en yüksek noktası. Tırmanıp da nefes kesen manzarayı görünce “Cennet Tepesi” (Pic du Paradise) adını yadırgayan yok. Tüm ada ve olağanüstü bir Karayip manzarası sunuyor size. Yürüyüş yapabilir, doğanın tadına varabilirsiniz. Tatilinize kötü bir anı eklenmemesini garanti etmek adına yürüyüşünüzü yalnız değil kalabalık bir grup halinde yapın. Tepenin eteklerine doğru karşınıza özel bir mülk olan Loterie Çiftliği çıkacak. 1999 yılından beri misafirlerini ağırlıyor.Adrenalin tutkunlarına yönelik aktivitelerin yanı sıra yürüyüş, bisiklet ve hatta yoga gibi daha sakin etkinlikler de var. Öğle ya da akşam yemeğiniz için çok hoş bir de restoranı var.

Turistlerin keyif aldıkları şeylerden biri de Tintamare Adası’na gidip çamur banyosu yapmak. Bu adada da yaşayan yok. Tam tablolara yansıtılan “küçük okyanus adası” görüntüsünde. Yürüyüş yapmak, deniz ve güneşle flört etmek için birebir, ama yemek ve su ihtiyacınızı karşılayabileceğiniz tesisler konusunda sıkıntı çekiyorsunuz. Tintamare Adası, St. Martin’in doğal koruma alanı sınırları içine alınmış (‪www.reservenaturelle-saint-martin.com‬).

ST.Martin

St.Martin

St. Maarten

Philipsburg: Sint Maarten’in başkenti ve ticari merkezi. Büyük Körfez(Great Bay) ve Büyük Tuz Gölü (Great Salt Pond) arasına kurulmuş. Kalabalıktan, hareketten ve eğlenceden hoşlanmıyor, sakin bir tatil hayal ediyorsanız buraya gelmeyin. 18. yüzyılda şehri kuran denizci John Philips’in adı verilmiş şehre. O günlerden iki kale ulaşmış bugüne Fort Amsterdam ve Fort Willem. Küçük ama çok şık bir hediye paketi içinde bir dekoru andırıyor tüm şehir. Yürüyerek gezmeniz mümkün, üsteli kaybolma riskiniz de yok. Tarihi hatırlatan pek çok binayı özenle korumuşlar. Bunlardan biri Watney Meydanı’ndaki hükümet binası. Şehrin babası John Philips yaptırmış ve zaman içinde itfaiye binası, hapishane ve postane gibi farklı işlevlerde kullanılmış.

Philipsburg’un merkezinde doya doya alışveriş yapabileceğiniz bir yer Front Street. Mücevherden elektroniğe çok farklı zevklere hitap eden ürünler satılıyor. Eğer limana bir yolcu gemisi yanaşmışsa caddede adım atma zorluğu çekiyorsunuz. Mola vermek isteyenler için kafe ve restoranlar da unutulmamış.Turistler soluklanmalarını genellikle şehrin simgelerinden biri haline gelen kavşak tabelasının önünde resim çektirerek yapıyorlar. İşte tam da bu tabelaların yanında ilginç bir bina var; Guavaberry. Eskiden valinin eviymiş, günümüzde adaya özgü bir meyveden (guavaberry) yapılan birçok ürünün satıldığı bir yere dönüşmüş. Likörleri tadabiliyorsunuz. Tüm şehirde fiyatların piyasadan %50’ye varan oranda daha düşük olduğu yüzü aşkın duty free mağaza var. St. Maarten’de pazarlık yapma şansınızın olduğunu unutmayın ama buradaki pazarlık doğu ülkelerinde olduğu gibi kıran kırana değil. Daha zarif bir üslupla yapılıyor. Dışarıdan bakıldığında bir dost sohbeti izlenimi yaratıyor. Zaten küçücük bir şehir ne kadar arka sokağı olabilir diye düşünmeyin. Ana caddeleri birbirine bağlayan dar ve kısa yollara dalın. Büyük marka mağazalarda satılmayan özgün objeler bulma şansını yakalayın.

Orient Bay’in yakınlarında dünyada çok az kişinin yaşadığı bir deneyimi anılarınıza eklemeye hazır olun. Kendiniz gezebilirsiniz elbette ama daha fazla bilgi almak isterseniz bir rehberden yardım almanız da mümkün. Harika bir tabiatın içinde rengarenk kelebeklerin çizdiği manzaraların hangi birini fotoğraflayacağını şaşırıyor insan. Kulağımıza fısıldanan küçük bir sırrı paylaşalım; eğer kelebeklerin üzerinize konmasını istiyorsanız açık renkli kıyafetler giyin. Onlara zarar vermeden ellemenin yollarını rehberinizden öğrenebilirsiniz (www.thebutterflyfarm.com).

Sint Martin Karayipler'deki en büyük hayvanat bahçesine sahip. Çeşitli etkinliklere de ev sahipliği yapan park ayırdığınız vaktin hakkını veriyor (www.stmaartenzoo.com)

St. Maarten’de 10’dan fazla kumarhane var. En ünlülerinden biri Casino Royale. Küçük bir kaçamak yapmak isteyenler için bire bir. Şans oyunlarından hoşlanmıyorsanız bile dekorasyonunu, gelen son derece şık insanları görmek ve atmosferi soluklamak bile değişik bir deneyim oluyor.

Nerede yenir?

St. Martin

→ La Villa Restaurant: (www.lavillasxm.com)
→ L’Auberge Gourmande: (www.laubergegourmande.com)


St. Maarten

→ Crave: (http://cravesxm.com)
→ Panlaan Thai on the Bay: (www.panlaansxm.com)


Nerede kalınır?

St. Martin

→ Le Petit: (www.lepetithotel.com)
→ Le Balcons d’Oyster Pond: (www.lesbalcons.com)


St. Maarten

→ Azure Hotel: (www.azuresxm.com)
→Turquoise Shell Inn: (www.tshellinn.com)
LEXUS
 

L I F E S T Y L E

© 2016 LEXUS
www.lexus.com.tr